Trump İran Anlaşması İçin İbrahim Anlaşmaları Şartını Öne Sürdü
ABD Başkanı Donald Trump, İran’la yürütülen müzakere sürecinde anlaşmanın kapsamına ilişkin yeni mesajlar verdi. Trump, olası uzlaşmanın İbrahim Anlaşmaları ile eş zamanlı ilerlemesini istediğini belirtti
ABD ile İran arasında yürütülen görüşmelerde olası bir anlaşmaya ilişkin diplomasi trafiği sürerken, ABD Başkanı Donald Trump’tan dikkat çeken yeni açıklamalar geldi. Washington ile Tahran’ın 60 günlük ateşkes uzatması ve Hürmüz Boğazı’nın ticari trafiğe yeniden açılması gibi başlıklar üzerinde çalıştığı iddia edilirken, Trump anlaşma için iki farklı ihtimal bulunduğunu söyledi.
Trump, İran’la yapılacak bir anlaşmanın “çok iyi ve anlamlı” olması gerektiğini belirterek, aksi halde hiçbir anlaşmanın yapılmayacağını ifade etti. Eski Başkan Barack Obama döneminde imzalanan JCPOA’yı eleştiren Trump, benzer bir mutabakata sıcak bakmadığını dile getirdi. ABD Başkanı, sürecin aceleye getirilmemesi gerektiğini de vurgulayarak müzakere heyetine bu yönde talimat verdiğini aktardı.
Trump’tan İbrahim Anlaşmaları Şartı
Trump’ın son açıklamalarında öne çıkan başlıklardan biri de İbrahim Anlaşmaları oldu. ABD Başkanı, İran anlaşması imzalanırsa eş zamanlı olarak bölgedeki ülkelerin İsrail ile İbrahim Anlaşmaları’nı da imzalamasını istediğini söyledi. Trump, sürecin Suudi Arabistan ve Katar’ın derhal anlaşmalara katılmasıyla başlaması gerektiğini, ardından diğer ülkelerin de bu çizgiyi takip etmesini beklediğini belirtti.
Trump, olası mutabakat için “herkes açısından harika bir anlaşma” ya da “hiç anlaşma olmayacağı” mesajını verdi. Anlaşma sağlanamaması durumunda çatışma ortamına dönülebileceğini savunan Trump, bunun daha büyük ve güçlü bir şekilde yaşanabileceğini, ancak kimsenin böyle bir tabloyu istemediğini kaydetti.
İran’dan Temkinli Açıklama
İran cephesinden ise görüşmelere ilişkin daha ihtiyatlı bir açıklama geldi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, haftalık basın toplantısında müzakerelerde birçok konuda ilerleme sağlandığını belirtti. Bekayi, görüşülen başlıkların büyük bölümünde sonuca yaklaşıldığını söylemenin doğru olabileceğini, ancak bunun anlaşmanın yakında imzalanacağı anlamına gelmeyeceğini ifade etti.
Bekayi, Washington yönetimini süreçte tutum değiştirmekle suçladı ve hâlâ çözüme kavuşmayan konular bulunduğunu vurguladı. ABD medyasında yer alan haberlere göre taslak metin henüz nihai uzlaşı niteliği taşımıyor. Özellikle yaptırımların kaldırılmasının kapsamı ve takvimi, İran’ın dondurulan mal varlıklarının serbest bırakılması ve nükleer faaliyetlere yönelik kısıtlamalar en kritik başlıklar arasında gösteriliyor.
Netanyahu ve Rubio’dan Mesajlar
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da Trump ile İran’ın nükleer programı ve Hürmüz Boğazı’nın açılmasına ilişkin süreç hakkında görüştüğünü açıkladı. Netanyahu, İran’la yapılacak nihai anlaşmanın nükleer tehdidi ortadan kaldırması gerektiği konusunda Trump ile aynı görüşte olduklarını söyledi. Netanyahu’ya göre bu yaklaşım, İran’ın nükleer tesislerinin sökülmesini ve zenginleştirilmiş uranyumun ülkeden çıkarılmasını kapsıyor.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise İran’la olası anlaşmaya ilişkin masada güçlü bir teklif bulunduğunu belirtti. Yeni Delhi’de gazetecilere konuşan Rubio, ciddi ilerleme kaydedildiğini ancak henüz nihai sonuca varılmadığını aktardı. Rubio, Trump’ın kötü bir anlaşmaya imza atmayacağını ve diplomasinin sonuç vermesi için fırsatların değerlendirileceğini söyledi.
Lübnan Başbakanı Selam’dan İsrail Açıklaması
Bölgedeki gerilim Lübnan üzerinden de gündemde kalmayı sürdürüyor. Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, İsrail’in Lübnan topraklarından tamamen çekilmesi ve halkın güvenli şekilde topraklarına dönmesi halinde bayramın gerçek anlamda kutlanabileceğini ifade etti. Selam, “Bağımsızlık ve Direniş Bayramı” dolayısıyla yaptığı açıklamada şehit aileleri, yaralılar, tutuklular ve yerinden edilenlerle dayanışma çağrısı yaptı.
İsrail ordusunun, 17 Nisan’da yürürlüğe giren ve 17 Mayıs itibarıyla 45 gün uzatılan ateşkese rağmen Lübnan’a yönelik saldırılarını sürdürdüğü aktarıldı. Bu gelişmeler, İran’la yürütülen diplomatik temasların yalnızca nükleer programla sınırlı kalmadığını, Lübnan, İsrail ve Körfez ülkelerini de kapsayan daha geniş bir bölgesel denklem içinde değerlendirildiğini gösteriyor.
























Yorumlar (0)
Yorum yazmak icin uye girisi yapmalisiniz.